Sektörel Şirketler
Reklam Ajansları PR ve İletişim Danışmanlığı Şirketleri İnteraktif Ajanslar Medikal Ajanslar Araştırma Şirketleri Açıkhava Reklamcılığı Şirketleri Doğrudan Pazarlama Ajansları Medya Planlama ve Satınalma Ajansları Medya ve Mecra Pazarlama Ajansları Medya Takibi Ajansları Organizasyon Şirketleri  Promosyon Şirketleri Patent Ofisleri

Sektörel Kitaplar 
Pazarlama Marka  Reklam  Halkla İlişkiler  Araştırma  Müşteri İlişkileri / CRM  Satış  Siyasal Pazarlama  İletişim / Medya  Yönetim / Kişisel Gelişim  Sosyal Bilimler

Sözlükler
Pazarlama Sözlüğü Marka Sözlüğü  Araştırma Sözlüğü Yönetim Sözlüğü  Etkileşimli Pazarlama Sözlüğü  İnovasyon Sözlüğü
Ve...
Sektörel Örgütler  Sektörel Dergiler  Sektörel Linkler  İletişim Fakülteleri

İLETİŞEBİLMEK İÇİN DİNLEMEK GEREKİR...

 

“Bakın Beyefendi ben sizden sade bir kahve istedim. Oysa siz bana sütlü kahve getirmişsiniz.” Dün kafede, yanımdaki masada oturan hanım son derece yüksek bir sesle bu sözleri sarfediyordu. Artık her gittiğim yerde, girdiğim mağazalarda, kitapçılarda hatta bazen yolda insanların bu tür sözleri söylediğini farkediyorum. Ya siz? Siz de yaşıyor musunuz benzer olayları? İnsanlar söylediklerinizi duymamışçasına, sanki siz onlarla hiç konuşmamışsınız gibi bambaşka şeyler getiriyor mu önünüze? Ya da saatlerce bekliyorsunuz ama hiç bir şey gelmiyor belki de? İstediğiniz gerçekleşen giderlerle bütçelenin karşılaştırıldığı ve farkların açıklandığı bir raporken, elektronik postanızı açtığınızda karşınızda bu ay ve geçmiş ayın karşılaştırmasını bulduğunuz oluyor mu?

Günümüzde belki de anlatmayı, dinlemeyi başka bir deyişle iletişim kurmayı mı unuttuk acaba? Belki de o kadar hızlı yaşıyoruz ki hayatı, o kadar kendimize dönmüşüz ki, 1. derece dinlemeden öteye geçemiyoruz? Bu nasıl bir toplum hayatıdır ki, herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor? Anlatan da zaten, karşısındakinin anlayıp anlamadığını merak etmiyor zaten. Tek bir amaç var: içimizdekini dökmek, düşüncelerimizi, duygularımızı dile getirmek...

 

İletişim paylaşmaktır...

 

Bugünlerde iletişim kavramı çok farklı anlamlarda kullanılıyor dolayısıyla tek ve geçerli bir tanımını yapmak oldukça güç. Ancak tüm tanımlarda ortak olan noktaları gözönünde bulundurursak, iletişimi, iki kişinin duygu, düşünce ve bilgilerini paylaşarak birbirini anlaması ile ilgili bir süreç olarak tanımlayabiliriz.  Bana göre en güzel tanım, iletişimi anlamları kişiler arasında ortak kılma işlemi olara nitelendiren tanımdır. Bu sayede, insan, toplumsal bir varlık olarak kendisini gerçekleştirmekte, başka deyişle biyolojik bir varlık olmaktan çıkarak, toplumun bir üyesi olmaktadır. Latince’deki  "communis" sözcüğünden türetilmiş ve "iletişim" sözcüğünün karşılığı olarak kullanılan "communication" sözcüğü de anlam olarak bir ortaklığı, toplumsallaşmış olmayı, birlikteliği anlatmaktadır.

Şimdi sizden gözlerinizi kapatmanızı istiyorum. İşten çıktınız, gerçekten kötü bir gündü. Çok yorgunsunuz. Yan odada çalışan bir arkadaşınız işini zamanınında bitiremediği için yöneticinize vermeniz gereken raporu yetiştiremediniz. Tabii ki aranızda nahoş bir konuşma geçti. Gerçekten çok can sıkıcıydı… Evin kapısından içeri girdiniz. Tek istediğiniz sıkıntınızı paylaşmak. Paylaştıkça azalır sıkıntıla, üzüntüler ve artar mutluluklar. Annelerimiz bizleri bu sözle büyüttüler, öyle değil mi? Anlatmak istiyorsunuz derdi,nizi ve birilerinin sizi dinlemesini, belki sadece “Üzme canını!... İş hayatı, olur böyle şeyler.” demesini, belki de uzun uzun sizinle bu durumu değiştirmek için münazara yapmasını… Eşiniz evde mutfakta yemeği hazırlıyor, ya da salon da televizyon seyrediyor. Siz konuşmaya başlıyorsunuz ama o yaptığı işten başını kaldırmıyor. “Hmmm…Ya…. Öyle mi?” diyor ama sizi gerçekten dinlemediğini hissediyorsunuz… Sıkıntınız daha da artıyor azalmak yerine… Sağlıksız bir iletişimin bundan güzel bir örneği olur mu siz söyleyin? Hani iletişim bir paylaşımdı… Karşımdaki beni dinlemiyorsa, beni anlamıyorsa, bana geri bildirimde bulunmuyorsa, buna iletişim denebilir mi?

 

Paylaşmak için önce dinlemek gerekir…

 

Sürekli konuşuyoruz. Başkalarıyla konuşmadığımız zamanlarda, karşımızdakini dinlediğimizi iddia ettiğimiz zamanlarda bile aslında kendi iç sesimizle konuşuyoruz. Bazen vereceğimizi cevabı hazırlarken, bazen de aynı şey bizim başımıza gelse ne tepki vereceğimizi düşünüyoruz. Herkes konuşmak istiyor ama dinlemeye gönüllü ne kadar az kişi var çevremizde… Duyuyoruz ama dinliyor muyuz?

Nedir dinlemek? Bir tür tepki mi? Konuşmayıp susmak mı? Düşünmek mi? Yargılamak dinlemenin bir parça mıdır? Dinlemek değer vermektir. Yargılamadan, merakla, saygıyla paylaşmaktır anlatılanı ve ona eşlik eden duyguyu… Karşıdaki sustuğunda ona söyleyeceğini düşünmeden, “Ben”i işe karıştırmadan sadece karşımızdaki ile olmak… Önyargılardan uzakta… İster özel hayatınızda sevdiklerinizle, ister sosyal hayatınızda arkadaşlarınızla, ister iş hayatında ast ve üstlerinizle iletişim kuruyor olun; ancak gerçekten dinlediğiniz takdirde etkili bir iletişim için en önemli atmış olursunuz. Herşeyden önce karşınızdaki insana kendisini özel hissettirirsiniz ki bu da zaten karşınızdaki ile sadece iyi bir iletişim değil aynı zamanda iyi bir ilişki kurmanında temelidir.

Unutmayın insanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara nasıl davrandığınızı da unutabilirler. Ama insanlar onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar…

 

Dinlemek ama aktif şekilde dinlemek…

 

Aktif, etkili dinleme bir alışkanlıktır. Karşımızdaki insana anlatmak istediklerini anlatabilmesi için yardımcı olmaktır aslında. Bazen karşımızdaki kişiye sözlü ya da sözsüz minik geri bildirimler vererek, bazen söylediklerini doğru anladığımızdan emin olmak için kendi cümlelerimizle tekrarlamaktır… Mesajın içeriğine, sözlere dökülmeyen duygu ve düşüncelere odaklanmaktır. Empati kurabilmek, sabırlı olabilmektir. Bazen soru sorabilmektir. Kendinizi kontrol etmek, karşınızdaki kişiye saygı gösterebilmektir. Yargılamamak öğrenmeye odaklanmaktır… Etkili iletişimin temel taşıdır bir başka deyişle. Kolay gibi görünen ama aslında en zor öğrenilen ve en zor uygulanan beceridir.  

Yüzünüzde küçümseyen bir ifade oluştu, dudaklarınız yukarı kıvrıldıysa, sizi bir denemeye davet etmek isterim. Sevdiğiniz, güvendiğinizi biri ile bir deneme yapın. Saat tutun ve karşınızdaki kişi size 3 dakika boyunca o gün olan kendisi için çok önemli bir olayı anlatsın ve siz de hiç konuşmadan onu dinleyin. Bu süre sonunda sadece anlatılanlara odaklanıp odaklanamadığınızı farkedin. Dürüst olun ama… Düşünceleriniz nereye kaydı bu dinleme esnasında? Karşınızdakinin duygularının farkına varabildiniz mi? Yargılamadan, bir an önce sussa da fikrimi söylesem demeden dinlemek ne kadar zordu?

 

İş hayatında iletişim

 

İş hayatında etkili iletişimin öneminden şüphe eden her hangi bir kişi olabileceğini düşünmüyorum. Özellikle takım çalışmasının bu derece önem kazandığı günümüz iş dünyasında… Pittsburgh Üniversitesi Katz Business School tarafından yapılan bir araştırmaya göre işverenlerin yönetici seviyesindeki işe alımlarda en önem verdikleri faktör etkili iletişim becerileri. Amerika’da ulaşılan bu sonucun, güç kullanımının pozisyon ya da kaynak dağılımına bağlı olmadığı medeni ülkelerde de geçerli olacağı son derece açık. Peki Türkiye bu ülkelerden biri mi?

Ya sizler iletişime ne kadar önem veriyorsunuz? Verimlilik artışına ve çatışmaların azalmasına iletişimin etkisini yaşıyor musunuz, tanıklık ediyor musunuz? Size bağlı çalışanlar sizi nasıl değerlendiriyorlar acaba? Ya üstleriniz? Hiç sonuna kadar dinlemediğiniz için yanlış rapor götürdünüz mü onlara? Nasıl bir iletişimcisiniz siz aslında? Hiç durup düşündünüz mü? Karşınızdakilerden bir şeyler talep ettiğinizde sizi anlayıp anlamadıklarını kontrol ettiniz mi hiç? Ya da size anlatılanları doğru anladığınızdan emin olmak için teyit aldınız mı? Yoksa o kadar aceleniz oluyor ki her zaman anladığınızı ve anlaşıldığınızı mı varsayıyorsunuz?

Biliyor musunuz Amerika ve Avrupa’da işten çıkarmaların aşağı yukarı %70’inde sebep iletişim sorunları ve işten çıkarılan kişiler iletişim becerisi zayıf ve dinlemeyi beceremeyen kişiler olarak nitelendiriliyorlar.  Bizim ülkemizde oranların bu kadar yüksek olmadığını tahmin ediyoruz. Ancak bu konu giderek yükselen bir oranda önem kazanıyor Türk iş hayatında…

 

İletişimin temel kuralları…

 

Theodore Roosvelt “Başarının formülündeki en önemli ve tek girdi insanlarla nasıl iyi iletişim kuracağını bilmektir.” der. Ben bir adım daha ileri gidip, insanlarla nasıl iyi iletişim kurabileceğinizi açıklamak isterim size… Öncelikle karşınızdaki insanı anlama sorumluluğunun %100 sizde olduğuna inanın ve buna göre dinleyin. Sonra karşınızdaki insanın sizi anlama sorumluluğunun %100 sizde olduğunu düşünün ve buna göre anlatın. Basit görünüyor değil mi? O halde haydi uygulayın… İnanın başarı hayatınızın her alanında size artık daha yakın olacak…

 

Rana Özşeker

İmaj & İletişim Koçu

Kaynak: Kariyer Dergi / Şubat 2008

Geri   Yazıcı Dostu    Arkadaşıma Gönder 
   
Copyright © 2005 - 2009 Mustafa DURAN - Her Hakkı Saklıdır.
powered by PBS Bilişim Danışmanlık